Sosyal Medyada Kişisel Verilerin Korunması

Pandemi döneminin etkisi ve ilerleyen teknoloji sebebiyle sosyal hayat ve sosyal medya ayrılmaz bir bütün haline geldi. Bununla birlikte hem birey hem de toplum için sosyal anlamda ciddi değişimler ve dönüşümler gerçekleşiyor.
İletişim araçlarında bu değişimler sayesinde sosyal medyanın iletişiminin ve etkileşiminin gücü tarihte hiç olmadığı kadar artmış ve kolaylaşmıştır.

Böylece bireylerin özel yaşam alanlarına, mahremiyetlerine erişim kolaylaştı ve saldırılar oldukça arttı. Fakat bu sorunlar teknolojiden dolayı değil, teknolojinin insanlar tarafından amacı dışında kullanılmasından kaynaklanmaktadır. Bu durumda birtakım farklı tehlikeleri beraberinde getirmektedir.

Kişisel verilerin sosyal medyada paylaşılması konusunda; kişisel verileri koruma kurumu başkanı prof. Dr. Faruk bilir

"kişisel verilerimizin herkese açık olması, kötü niyetli kişi veya grupların hatta siber saldırganların hedefi haline gelme olasılığımızı artırmaktadır"
yorumunu yapmaktadır.

Kişisel verilerin aleni olması durumunda işlenmesinde açık rıza aranmaz. Örneğin sosyal mecrada herkese açık şekilde paylaştığınız bilgileriniz başkaları tarafından kolaylıkla işlenebilir. Bu sebepten sosyal medya kişisel verilerin korunması gün geçtikçe önemini artırmaktadır.

Özel nitelikli kişisel verilerin sosyal medya mecralarında paylaşılması
kişisel verilerin korunması kanunu, sosyal medya mecralarında paylaşılan bilgilerinizin aleni olması sonucunda açık rıza alınmayacağını belirtmektedir. Bu sebeple paylaşılan açık adres bilgisi, konum bilgisi, telefon numarası ve e-posta bilgileri veri sahibini potansiyel hedef haline getirebilmektedir. Günümüzde dolandırıcılık vakalarının büyük bir kısmı kişilerin kendilerinin bilinçsizce ve gelişigüzel paylaştıkları kişisel veriler aracılığıyla yapılmaktadır.

Paylaşılan bu iletişim bilgilerine yollanan ''oltalama'' iletileri özel yaşama ilişkin verileri ve finansal bilgileri hedeflemektedir.
Bunun yanı sıra kişisel verilerin sosyal medyada paylaşılması hususunda, ebeveynlerin sıklıkla çocuklarına dair paylaştıkları görsellerin ve diğer kişisel verilerinin erişiminin daha kolay olduğu görülmektedir.

Her 4 ebeveynden birisinin, sosyal medya hesabını herkese açık özelliğinde kullandığı biliniyor. Yapılan paylaşımlar, kişinin kendisinin ve ailesinin hassasiyetlerini ortaya çıkarabilmektedir. Tanımadığımız kişilerin eline geçen hassasiyetler, kötü niyetle kullanıldığında risk taşıyan zaaflara dönüşmekte ve yaşamlara zarar verebilmektedir.

Ayrıca, sosyal medya ve kişisel verilerin korunması konusunda bu mecralarda paylaşılan bilgiler bireyin özeli olmasına rağmen, dijital ortama her gün eklenen yeni bilgiler ile özel hayatın mahremiyeti gün geçtikçe düşmektedir.

Sosyal medyada bıraktığımız dijital ayak izimizden yola çıkarak, algoritmalar okuduklarımız, izlediklerimiz, aramalarımız ve beğenilerimiz gibi eylemlerimiz ile bir profilleme işlemi gerçekleştirebilir. Bu oluşturulan ''profil'' ile kişi hakkında daha fazla kişisel veriye ulaşılması da mümkündür.

Kısaca, kişisel verilerin korunması kanunu sosyal medyada paylaştığımız verilerimiz kendi rızamızı içerdiğinden, o veriler üzerinde çok büyük yaptırımlara sahip değildir. Bu konuda sorumluluk bizlere düşmektedir. Sosyal medyada kişisel verilerin korunması görevini dikkate almalı ve özel hayatımızı, mahremiyetimizi etkileyecek verileri paylaşmamaya özen göstermeliyiz.